Padelde Partnerinizle Aynı Topa Koşuyorsanız Ne Eksik?
Padele heves edip başladınız, arkadaşlarınızı da buldunuz. Planlar yapıldı, saatler ayarlandı ve maça çıktınız. Her şey güzel gidiyor. Derken ortaya bir top geliyor ve padelde partnerinizle aynı anda hareketleniyorsunuz. Onun vuracağını düşünüp vazgeçiyorsunuz. O da sizin vuracağınızı sanıp duruyor. Top aranızdan geçiyor, sayı rakibe gidiyor. Ardından o tanıdık cümle kuruluyor: “Ben sen vuracaksın sandım.”
Benzer bir top geldiğinde bu kez ikiniz de diğerinin bırakacağını düşünüp raketi uzatıyorsunuz. Yine anlaşamıyorsunuz. Bu sahneler özellikle yeni başlayanlarda oldukça normal. Nereden biliyorum? Ben de yaşadım. Arada olunca gülüp geçiyorsunuz ama sıklaşınca oyunun keyfi kaçmaya başlıyor. Her ortadaki top aynı karışıklıkla sonuçlanıyorsa, vuruşunuzu değiştirmeden önce partnerinizle konuşmanızda fayda var. Kimin hangi topu alacağını ve diğerinin nereye hareket edeceğini biraz netleştirmek, maç içinde düşündüğünüzden fazla işinize yarayabilir.
Kortu ikiye bölmek neden tek başına yetmiyor?
Aklınıza gelen ilk çözüm muhtemelen “Ben sağda oynayayım, sen solda” demek oluyor. Mantıklı bir başlangıç. Fakat ortaya gelen toplarda karar vermeniz yine gerekiyor. Çünkü o top, ikinizin de ulaşabileceği bir yere düşebilir. Üstelik sağda veya solda oynamak, o bölgeye sabitlenmek demek değil. Partneriniz kenara açıldığında sizin konumunuz da değişmeli. İkiniz kendi tarafınızda kalmaya fazla odaklanırsanız aranızda geniş bir boşluk bırakabilirsiniz. Rakip de bunu fark ettiğinde aynı yere oynamaya devam eder. Bedava sayı bulmuş, neden vazgeçsin?

Örneğin partneriniz sağdaki zor bir topa uzandığında sizin de onun yanına koşmanız gerekmiyor. Bunun yerine merkeze biraz yaklaşarak aranızda açılan alanı kapatabilirsiniz. Böylece rakibin bir sonraki vuruşuna hazır olursunuz. Ama bunu yaparken kendi tarafınızı tamamen boş bırakmayın. Hedef, partnerinizin dibine gitmek değil; onun hareketine göre yerinizi ayarlamak.
Ortadaki topu kim almalı?
Uygun durumlarda topu forehand ile oynayabilecek oyuncuya öncelik vermek iyi bir başlangıç olabilir. Forehand, raketi tuttuğunuz elin tarafında yaptığınız vuruş. Ancak “Forehand olan her topu alır” diye değişmez bir kural yok. İkiniz de sağ elinizi kullanıyorsanız, kendi arka camınızdan fileye bakarken soldaki oyuncunun forehand tarafı ortaya dönüktür. Sağ tarafta solak bir oyuncu varsa onun forehand tarafı da ortaya bakar. Bu durumda “Forehand olan alsın” demek sorunu çözmez; ikinizin de forehand tarafı ortadadır.
Topun yüksekliği ve kimin daha hazır olduğu da önemli. Forehand avantajı olan oyuncu geride kalmışken diğer oyuncu topun önünde, dengeli ve vuruşa hazır olabilir. Sırf önceden konuştuğunuz için hazır olanın topu bırakması gerekmiyor. Maçtan önce basit bir anlaşma yapabilirsiniz:
“İkimizin de rahat ulaşabildiği ortadaki toplarda sen öncelikli ol. Ben daha iyi konumdaysam erken ‘bende’ diyeceğim.”
Yüksek toplar için ayrı bir planınız da olabilir. Önemli olan, bu konuşmayı top aranızdan geçtikten sonra değil, maç başlamadan yapmak.
“Bende” deyin ama son saniyede değil
Partneriniz raketi savurmaya başlamışken “Bende!” diye bağırırsanız kararını değiştirmeye çalışabilir. O anda topu bırakmak da vuruşa devam etmek de zorlaşır.
Topu alacağınızı gördüğünüzde kararınızı erken söyleyin. Partnerinizin sizi duyup hareketini ayarlayacak zamanı olsun. Bunun için uzun cümlelere gerek yok:
| İfade | Ne anlatıyor? |
|---|---|
| Bende | Bu topu ben oynuyorum |
| Sende | Bu topu senin oynamanı bekliyorum |
| Öne | Uygun fırsatta birlikte fileye yaklaşalım |
| Geriye | Birlikte savunmaya dönelim |
| İkisi filede | Rakiplerin ikisi de önde |
| Sağdaki geride | Sağdaki rakip arka tarafta |
Bunlar örnek ifadeler. Sizin alıştığınız başka kelimeler de olabilir. Yeter ki ikiniz aynı şeyi anlayın. Özellikle “sağdaki” ve “soldaki” derken hangi bakış yönünü kullandığınızı netleştirin. “Bırak!” ise biraz karışıklığa açık. Top dışarı mı gidiyor, camdan dönmesini mi bekliyorsunuz, yoksa siz mi vuracaksınız? Topu alacaksanız “Bende” demek daha anlaşılır.
Biriniz filede, diğeriniz arkada kalıyorsa
İyi bir top oynadığınızı düşünüp fileye yaklaşıyorsunuz. Partneriniz arkada kalıyor. İkiniz arasındaki çapraz boşluk açılıyor ve rakip topu oraya gönderiyor. Başlangıç ve orta seviyede, hücuma geçerken birlikte ilerlemek ve savunmaya zorlandığınızda birlikte geri dönmek kullanışlı bir temel. Fakat bu, partnerinizin her hareketini aynen kopyalamanız anlamına gelmiyor.
Örneğin kısa bir lob geldiğinde bir oyuncu baş üstü vuruş için birkaç adım geri çekilip yeniden fileye yaklaşabilir. Diğerinin de arka cama kadar gitmesine gerek yok. Ancak lob sizi gerçekten arkaya itiyorsa partnerinizin önde kalması aranızdaki boşluğu büyütebilir. Bir de her oynadığınız top fileye çıkma fırsatı yaratmaz. Rakip rahatça hücum edebilecekken “Beraber öne gidelim” demek işleri kolaylaştırmayabilir.
Bu yüzden ayrı kaldığınız bir puanın ardından “Ben öne çıkabileceğimizi düşündüm, sen nasıl gördün?” diye konuşabilirsiniz. Belki partneriniz fırsatı fark etmedi, belki de topu sizden daha riskli buldu. İlerlemek için neyi beklediğinizi bilmek, bir sonraki kararı kolaylaştırır.
Partneriniz cama dönmüşken ona bilgi verin
Arkaya gelen topu takip eden oyuncu, o sırada rakiplerin nerede olduğunu göremeyebilir. Siz görüyorsanız kısa bir bilgi verin: “İkisi filede” veya “Sağdaki geride” gibi. Tabii bunu gerçekten rakiplere bakarak söylemeniz gerekiyor. Partnerinizi izleyip ezberden konum bilgisi vermek pek işe yaramaz.
Burada arkadaşlığı koruyacak küçük bir öneri de var: bilgi vermekle sürekli talimat vermeyi karıştırmayın. Partneriniz topa yetişmeye çalışırken “Lob yap, sola at, yavaş vur, yok sert vur!” diye seslenirseniz kafası daha da karışabilir. Rakiplerin yerini söyleyin, vuruş kararını ona bırakın. Aksi hâlde maçtan sonra topun neden kaçtığından çok sizin neden susmadığınız konuşulabilir.
Puan bittikten sonra kısa bir plan yapın
“Niye onu aldın?” diye başlayan konuşma, kolayca “Sen niye bırakmadın?” noktasına geliyor. İki taraf da kendini açıklıyor ama sonraki top için bir karar çıkmıyor. Bunun yerine ne yaşandığını söyleyip bir sonraki pozisyon için anlaşın:
- “O topa ikimiz de gittik. Bir dahakinde ben erken sesleneceğim.”
- “Sen kenara açılınca ortayı boş bıraktım. Sonrakinde yaklaşacağım.”
- “Öne çıkacağımızı anlamadım. Bir dahakinde haber verelim.”
Böylece konuşmanın sonunda neyi değiştireceğiniz belli olur. Üstelik her puandan sonra uzun uzun konuşmanız gerekmiyor. Çoğu zaman tek cümle yeterli. Servis sırası gelmişken önceki rallinin tutanaklarını çıkarmayın.
Isınmada bunu da deneyin
Maç öncesinde diğer çiftle anlaşarak birkaç dakikayı iletişim denemesine ayırabilirsiniz. Skor tutmadan, kontrollü toplarla şu çalışmayı yapın:
- Karşı taraf size sırayla ortaya ve yanlara toplar göndersin.
- Ortadaki topu alacak oyuncu kararını erken söyleyip “Bende” desin.
- Diğer oyuncu aynı topa gitmek yerine kalan alanı kapatmaya hazırlansın.
- İkiniz de hareketlendiyseniz durup nedenini konuşun. Seslenme mi gecikti, kimin alacağı mı belirsizdi?
- Tarafları değiştirip partnerinizin bulunduğu yerden de deneyin.
Bu çalışmada iyi bir vuruş yapmak kadar, kimin vuracağının anlaşılması da önemli. Maçta her şeyi bir anda düzeltmeye çalışmak yerine önce ortadaki toplardan başlayabilirsiniz.
Bir sonraki maçta yine birkaç top kaçacaktır. Fakat her seferinde birbirinize bakıp “Ben sen vuracaksın sandım” demek yerine, kimin alacağına top gelmeden karar verebilirseniz oyunun keyfi de yerine gelir. Rakip zaten karşınızda; bir de partnerinizle aynı top için yarışmanıza gerek yok.