Çocukken izlediğim filmlerde surf yapan insanları görünce onları içten içe kıskanırdım. Bana dışarıdan oldukça havalı gelirlerdi. Aradan yıllar geçti ama fikrim pek değişmedi. Bence hâlâ en özgür hissettiren sporlardan biri. Belki de bu yüzden ilk surf dersi birçok kişi için unutulmaz bir deneyim oluyor.
Pickleball oynamaya karar verdiniz, ilk maçınızı yaptınız ve “Bu spor gerçekten keyifliymiş, devam edebilirim.” dediniz. Sıra kendi ekipmanınızı almaya geldiğinde ihtiyaç listenizin başında doğal olarak bir pickleball raketi bulunacak.
Ancak mağazalarda veya internet sitelerinde araştırma yapmaya başladığınızda hafif, orta ve ağır raketlerden söz edildiğini göreceksiniz. Tam ağırlık konusunu anladığınızı düşünürken bu kez fiberglass ve karbon fiber yüzeyler karşınıza çıkacak. Ardından 14 mm ve 16 mm çekirdekler, foam-core teknolojisi, widebody ve elongated gibi teknik ifadeler devreye girecek.
Bir su sporuna ilgi duymaya başladığınızda aklınıza gelecek ilk konulardan biri büyük ihtimalle ekipmanlardır. Birçok farklı markanın, farklı kullanım amaçlarına göre geliştirdiği yüzlerce ürünle karşılaşırsınız. “Hangi ürünü almalıyım?”, “Hangi markayı tercih etmeliyim?”, “Başlangıç için ne kadar bütçe ayırmam gerekiyor?”, “Pahalı ekipmanlar gerçekten gerekli mi?” veya “Her şeyi en baştan satın almalı mıyım?” gibi soruların kafanızı karıştırması oldukça normaldir.
Yaz aylarında denize baktığınızda aklınızdan “Ben de bir su sporuna başlasam mı?” düşüncesi geçiyorsa yalnız değilsiniz. Mesela ben Caddebostan sahilinde yürürken yelken yapan kişileri görünce, “Acaba yelkene geri mi dönsem?” diye içimden geçiririm. Sabahın erken saatlerinde yürüyüş yaparken kürek çekenleri gördüğümde de imrenmiyor değilim. Siz de sahili olan bir şehirde yaşıyorsanız bu düşüncelerin aklınızdan geçme ihtimali daha yüksek olabilir.
Yaz aylarında sahilde SUP yapanları, sakin bir koyda kano ile ilerleyenleri veya dalga bekleyen sörfçüleri görünce insanın içinden bir su sporu denemek geliyor. Üçü de dışarıdan son derece keyifli ve özgürleştirici görünüyor. Özellikle iş hayatının ve şehrin koşuşturmasından biraz uzaklaşmak istiyorsan, su sporları bunun için gerçekten güzel bir alan açıyor. Fakat sıra kendimiz için doğru olanı seçmeye geldiğinde işler biraz karışıyor. SUP daha sakin ve ulaşılabilir bir başlangıç sunarken kano keşif duygusuyla öne çıkıyor. Dalga sörfü ise daha fazla sabır, kondisyon ve mücadele istiyor. Kısacası hepsi suyun üzerinde yapılıyor olsa da sundukları deneyim birbirinden oldukça farklı.
Son yıllarda raket sporlarına ilgi duymaya başladıysanız karşınıza oldukça sık çıkan bir kelime vardır. Üstelik bu kelime, raket sporu denildiğinde çoğumuzun aklına ilk gelen tenis değildir. Bu kelime padeldir. Padel, ilk bakışta küçük bir tenis kortunda oynanan farklı bir tenis türü gibi görünebilir. Ancak kendine özgü sahası, cam duvarları, raketi ve oyun stratejisiyle aslında ayrı bir spor dalıdır.
Son yıllarda denizlerde, göllerde ve sakin koylarda giderek daha fazla görmeye başladığımız SUP (Stand Up Paddle) sporu, erişilebilir yapısı ve eğlenceli deneyimi sayesinde ülkemizde hızla popülerlik kazandı. Sosyal medyada birçok kişinin SUP yaptığı içeriklerle karşılaşabilirsiniz. Dışarıdan bakıldığında yalnızca bir board üzerinde ayakta durup kürek çekmekten ibaret gibi görünse de SUP; denge, koordinasyon, kondisyon ve dayanıklılık gerektiren kapsamlı bir su sporudur.






