Kategori

Trekking

Kategori

Trekking ayakkabısı alırken çoğumuz saatlerce araştırma yapıyoruz. İnceleme videolarını izliyor, kullanıcı yorumlarını okuyor, fırsat bulursak mağaza mağaza dolaşıyoruz. Konu trekking çorabı seçimine gelince ise aynı özeni pek göstermiyoruz.

Genel yaklaşım şu oluyor:

“Evdeki spor çoraplarından birini giyerim.”

Sonuçta çorap dediğimiz şey bir kumaş parçası. İyi bir trekking ayakkabısı aldıktan sonra ne kadar fark yaratabilir ki? Aslında düşündüğümüzden daha fazla fark yaratıyor.

Uzun yürüyüşlerde ayakkabının içindeki konforu yalnızca ayakkabı belirlemiyor. Ayağın terlemesi, çorabın kırışması, parmak dikişlerinin baskı yapması veya kumaşın ıslandıktan sonra geç kuruması ilk kilometrelerde önemsiz görünebilir. Yürüyüş uzadıkça bu küçük sorunlar sürekli kendini hatırlatmaya başlıyor.

Özellikle kabarcık, yani blister oluşumunda çorap tercihinin doğrudan etkisi var. Doğru trekking çorabı kabarcık ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaz. Ancak ayağın daha kuru kalmasına, sürtünmenin azalmasına ve ayakkabının içinde daha sabit durmasına yardımcı olabilir.

Doğada yürüyüşe çıkmaya karar verdiğimizde çoğumuzun aklında göreceğimiz manzaralar, temiz hava ve güzel bir rota vardır. Hazırlık yaparken de genellikle giyeceğimiz ayakkabıyı, çantamızı ve yanımıza alacağımız yiyecekleri planlarız. Fakat trekking güvenliği yalnızca doğru ayakkabıyı giymekten veya çantaya bir yağmurluk koymaktan ibaret değildir.

Doğada yürüyüşe çıktığımız zaman çoğumuzun amacı aynıdır: şehrin koşuşturmasından uzaklaşmak, temiz hava almak, birkaç saatliğine de olsa zihnimizi dinlendirmek ve tabii ki doğanın güzelliğine tanık olmak. Fakat bizim için masum ve keyifli geçen bir gün, farkında olmadan doğada uzun süre kalacak izler bırakmamıza neden olabilir.