Yağmur Başlamadan Çadır Kurmak Neden Daha Kolay? Islak Zeminde Kurulum Planı
Kampa vardınız, çanta sırtınızdan yeni indi. Hava da kapalı ama henüz yağmur yok. Böyle bir anda insanın ilk isteği biraz oturmak, su içmek, etrafa bakmak oluyor. Özellikle uzun yürüdüyseniz çadır kurmak hemen yapılacak iş gibi gelmiyor.
Ama yağmur ihtimali varsa o küçük molayı çadırı kurduktan sonraya bırakmak en iyisi. Çünkü yağmur altında çadır kuruluyor mu? Kuruluyor. Hatta birkaç defa yaptıktan sonra çok da büyük mesele olmuyor. Yine de neden kendinize bunu yapasınız?
Yağmur başlayınca neler elinizden kayıyor?
Yağmur başladıktan sonra mesele yalnızca ıslanmak değil. Bir anda her şey elinizden kaymaya başlıyor. Kazık torbası çamura düşüyor, polleri hangi sırayla takacağınızı düşünürken iç çadır yere serili kalıyor, dış tenteyi açarken rüzgâr onu bir köşeden kapıyor. Bir de akşam karanlığı yaklaşıyorsa, normalde beş-on dakikada bitecek kurulum uzadıkça uzuyor.
En can sıkıcı tarafı şu: Çadırın dışı ıslanabilir, bunda sorun yok. Zaten onun işi bu. Ama iç çadırın tabanı, uyku tulumunun gireceği alan ya da kuru kıyafetlerin olduğu çanta ıslanmaya başladığında işin keyfi kaçıyor. Gece uyumaya çalışırken matın altında nem olduğunu fark etmek de pek hoş olmuyor. Nemin başka bir kaynağı için çadırda yoğuşma yazımıza bakabilirsiniz.
Islak zeminde çadır kurmak için asıl bakacağınız yer düz alan değil
Yağmurdan önce çadır kurmanın en büyük avantajı, kamp yerini sakince seçebilmek. Yalnızca düz bir alan bulup çadırı açmak yetmiyor. Düz görünen yer bazen tam da suyun toplanacağı yer oluyor.
Etrafında belli belirsiz bir su izi, koyulaşmış çamur ya da küçük bir çukur varsa başka yere bakın. Dere yatağına, kuru dere yatağına ve eğimin dibine de çadır kurmayın. Hava açıkken pek bir şey ifade etmeyen bu alanlar, kısa bir sağanakta suyu biriktirebiliyor.
Mümkünse hafif yüksek, zemini sertleşmemiş ve çok taşlı olmayan bir yer seçin. Birkaç metre ötede daha iyi bir alan varken ilk gördüğünüz yere kurulmak için acele etmeye değmiyor. Çadırı kurduktan sonra “burada su birikir mi?” diye düşünmektense, baştan iki dakika gezip karar vermek daha rahat. Yer seçiminin ayrıntıları için sonbaharda çadır yeri seçimi yazısı da işinize yarar.

Rüzgâr ve kapı yönü
Rüzgâra da bakın. Çadır kapısını rüzgârın ve yağmurun geldiği yöne çevirirseniz, gece kapıyı her açışınızda içeri su girebilir. Girişin daha korunaklı tarafa bakması küçük bir ayrıntı gibi ama sabah kahve hazırlarken bile farkını gösteriyor.
Çadır kurmak için her şeyi aynı anda yapmaya çalışmayın
Hava bozulacak gibi görünüyorsa önce çadırın temelini halledin. Kamp sandalyesi, yemek çantası, ışıklar, ayakkabı düzeni… Bunların hepsi sonra da yapılır. Önce uyuyacağınız alan kuru ve sağlam olsun.
Footprint kullanıyorsanız yere sererken bir kez kontrol edin: çadır tabanının dışına taşıyor mu? Taşıyorsa içe katlayın. Büyük bir zemin örtüsü yağmuru yakalayıp çadırın altına taşıyabilir. Bu, çoğu kişinin ilk yağmurlu kampında öğrendiği küçük ama sinir bozucu bir detay.
Dış tenteyi geciktirmeyin
Sonra çadırı kurun ve dış tenteyi geciktirmeden üstüne alın. Çift katmanlı çadırlarda iç çadır kısa süre de olsa açıkta kalıyor. Dış tenteyi torbanın dibine koymak yerine, yağmur ihtimali olan günlerde kolay ulaşabileceğiniz bir yerde taşımak bu yüzden işe yarıyor.
Dış tenteyi geçirdikten sonra hemen içeri girmeyin. Köşelere ve gergi noktalarına bakın. Tente iç çadıra değiyorsa arada su köprüsü oluşabilir; rüzgârla savrulması da cabası. Yağmurla birlikte kumaş biraz gevşeyebilir, o yüzden akşam yatmadan önce kayışları bir kez daha sıkmak iyi olur.
Kazıklar ve gergi ipleri
Kazıkları da alelacele yarım çakmayın. Islak ve yumuşamış toprakta zaten daha az tutarlar. Kazık gerçekten tutmuyorsa biraz yer değiştirin, uygun bir taşla destekleyin ya da çadırınızın gergi iplerini kullanın. Her şeye rağmen çadırın sağa sola oynamadığından emin olun. Gece rüzgâr çıktığında bunu yeniden yapmak çok daha zor.
Çadır kurmak isterken yağmur başladıysa
O noktada amaç kusursuz kamp alanı kurmak değil, çadırın içini kuru tutmak. Önce çadırı ayağa kaldırın, dış tenteyi takın, sonra geri kalanla uğraşın. Apsis varsa ıslak ayakkabı ve yağmurluk orada kalsın. Uyku tulumu, yedek kıyafetler ve elektronikler ise mümkün olduğunca çantada kapalı dursun; çadır tamamen hazır olmadan içeri taşımayın.
Yanınızda biri varsa iş daha kolay. Biri çadır gövdesiyle ve pollerle uğraşırken diğeri dış tenteyi hazır tutabilir. Tek başınaysanız da önce hangi parçayı nereden çıkaracağınızı düşünün. Yağmur başladıktan sonra çantanın dibinde kazık torbası aramak insanı gereksiz geriyor.
Yağmurluğu da en baştan giyin. “İki dakikada biter” diye düşünülüyor ama o iki dakika çoğu zaman on dakikaya çıkıyor. Üşüdüğünüzde ya da elleriniz ıslandığında basit işler bile daha uğraştırıcı geliyor.
Çadırın etrafına su kanalı açmak için toprağı kazmayın. Bu yöntem eski kamp hikâyelerinde çok geçer ama zemine zarar verir ve çoğu yerde gereksizdir. Doğru yer seçimi, taşmayan bir footprint ve gergin bir dış tente çoğu durumda sizin için daha iyi çözüm olur.
Kurulum bittikten sonra rahat edersiniz
Çadır hazır olduğunda kısa bir tur atın. Etrafında suyun akacağı belirgin bir çizgi var mı, dış tente iç çadıra değiyor mu, kapı doğru tarafta mı? Bunlara bir bakın. Sonra ıslakları bir tarafa, kuru uyku ekipmanını diğer tarafa ayırın.
Bu kadar. Yağmur başlamadan çadır kurmak aslında çok teknik bir iş değil. Sadece kamp yerine varır varmaz yapılacak işi doğru seçmek. Çadır önce kurulduğunda çay da daha keyifli oluyor, manzara da. Yağmur sonradan başlarsa içeriden dinlemek de başka güzel.
Şiddetli gök gürültüsü, yıldırım, ani sel riski veya kuvvetli fırtına varsa çadır güvenli bir sığınak değildir. Böyle bir durumda bölgedeki resmi uyarıları takip edin ve daha güvenli bir barınağa geçin.