Son güncelleme:

Doğada yürüyüşe çıktığımız zaman çoğumuzun amacı aynıdır: şehrin koşuşturmasından uzaklaşmak, temiz hava almak, birkaç saatliğine de olsa zihnimizi dinlendirmek ve tabii ki doğanın güzelliğine tanık olmak. Fakat bizim için masum ve keyifli geçen bir gün, farkında olmadan doğada uzun süre kalacak izler bırakmamıza neden olabilir.

Mevcut patikanın dışına çıkarak açtığımız kısa bir yol, hatıra olarak aldığımız taş veya yüksek sesle dinlediğimiz müzik çoğumuz için büyük bir sorun gibi görünmeyebilir. Ancak aynı davranışı bizim gibi yüzlerce kişi yaptığında işin boyutu değişir.

Leave No Trace, Türkçeye en basit hâliyle “iz bırakma” olarak çevrilebilir. Bu yaklaşım doğaya hiç gitmememizi değil, doğada bulunduğumuz süre boyunca oluşturduğumuz etkiyi mümkün olduğunca azaltmamızı söyler. Yani amacımız kusursuz olmak değil, daha bilinçli hareket etmektir.

Bu rehberde Leave No Trace yaklaşımının yedi temel ilkesini, trekking yapan birinin günlük hayatta karşılaşabileceği örnekler üzerinden ele alacağız.

Leave No Trace Nedir?

Leave No Trace, doğada yapılan yürüyüş, kamp ve diğer açık hava aktivitelerinin çevre üzerindeki etkisini azaltmayı amaçlayan bir davranış yaklaşımıdır.

Ormanda doğa yürüyüşü yapan kişi

Temelinde oldukça basit bir düşünce vardır:

Bir bölgeden ayrıldığında, oraya geldiğin andan daha fazla iz bırakmamak. Doğaya sahip çıkmaktan söz edildiğinde aklımıza genellikle çöpleri yere atmamak ve gördüğümüz çöpleri toplamak gelir. Fakat bu yaklaşım yalnızca çöplerle ilgili değildir.

Gideceğimiz rotayı önceden planlamak, hassas bitki örtüsüne basmamak, yaban hayvanlarını beslememek, ateş yakarken çevreyi düşünmek ve diğer yürüyüşçülere saygı göstermek de Leave No Trace yaklaşımının parçalarıdır. Özellikle popüler trekking rotalarının kalabalıklaşmasıyla birlikte bireysel davranışların toplam etkisi daha görünür hâle gelmeye başladı. Bir kişinin yaptığı küçük bir şey önemsiz görünebilir. Fakat aynı davranış birçok kişi tarafından tekrarlandığında verilen zararın boyutu gün yüzüne çıkar.

Leave No Trace’ın 7 Temel İlkesi

Leave No Trace yedi temel ilkesi infografiği

1. Yürüyüşe Çıkmadan Önce Plan Yap ve Hazırlan

Doğada sorumlu hareket etmek, yürüyüş başladığında değil evden çıkmadan önce başlar. Gideceğin rotanın uzunluğunu, hava durumunu, su kaynaklarını, bölgedeki yasakları ve yaklaşık dönüş saatini önceden bilmek hem güvenliğini artırır hem de plansız davranışlar nedeniyle doğaya verebileceğin zararı azaltır. Örneğin yanına yeterli su almadığın için doğal bir su kaynağına kontrolsüzce yönelmek, yemek hazırlığını doğru yapmadığın için gereğinden fazla ambalaj taşımak veya hava soğuduğunda hazırlıksız kaldığın için ateş yakmaya çalışmak planlama eksikliğinin sonuçları olabilir.

Rotaya çıkmadan önce haritayı incelemek, hava tahminini kontrol etmek, uygun kıyafetleri seçmek ve yanında oluşacak çöpleri geri taşıyabileceğin küçük bir poşet bulundurmak oldukça basit ama etkili adımlardır.

Gerçekten de uygulaması oldukça kolay olan bu davranışlar doğanın korunması açısından büyük fark yaratabilir. Buradaki etki yalnızca senin bunları yapmandan kaynaklanmaz. Aynı bölgeyi ziyaret eden herkes ortak bir bilinçle hareket ettiğinde toplam fayda büyür.

Tek başına değil, kalabalık bir grupla yürüyorsan grup büyüklüğünü de düşünmelisin. Büyük gruplar patikada daha fazla alan kaplar, daha fazla gürültü çıkarır ve çevresel etkiyi artırabilir. Bu nedenle gruba katılan kişilerin yürüyüşten önce rota kuralları ve doğada nasıl hareket edilmesi gerektiği konusunda bilgilendirilmesi faydalı olur.

2. Dayanıklı Yüzeylerde Yürü ve Kamp Yap

Belirlenmiş patikaların bazen gereksiz yere uzatıldığını düşünebilirsin. Özellikle virajlı bölümlerde kestirme yapmak oldukça cazip gelebilir. Fakat patikanın dışına attığın her adım bitki örtüsünün ezilmesine neden olabilir. Toprağın yapısı bozulur ve zamanla yeni bir iz oluşur. Bizden sonra gelenler de bu izleri takip etmeye başladığında küçük bir kestirme yol, zaman içinde yeni bir patikaya dönüşebilir.

Yaşadığımız şehirlerdeki parkları düşün. Yeşil bir alanın köşesinde insanlar birkaç metre kazanmak için sürekli aynı noktadan geçtiğinde önce küçük bir iz oluşur. Zamanla oradaki bitki örtüsü tamamen kaybolur ve ortaya toprak bir yol çıkar.

Aynı durum doğada da geçerlidir. Bu nedenle mümkün olduğunca mevcut patikayı takip etmeliyiz. Çamur gördüğümüzde patikanın kenarından geçmek bize daha mantıklı gelebilir. Ancak çamurlu bölüm güvenliyse içinden ilerlemek, patikayı yanlara doğru genişletmekten daha az zarar verir.

Elbette öncelik her zaman kendi güvenliğimizdir. Çamurlu bölümden geçmek düşme veya yaralanma riski yaratıyorsa, bitki örtüsünden uzak durarak kaya, çakıl veya daha sert bir yüzeyi tercih edebilirsin. Kamp yapacaksan daha önce kullanılmış kamp alanlarını seçmek, yeni bir bölgeyi ezerek düzleştirmekten daha doğru bir tercih olacaktır.

Buradaki amaç doğada tek bir ayak izi bile bırakmamak değildir. Zaten bunun uygulamada mümkün olması oldukça zordur. Asıl amaç, mevcut etkinin yeni alanlara yayılmasını önlemektir.

3. Tüm Atıkları Doğru Şekilde Geri Taşı

Doğada çöp bırakmamak çoğumuzun bildiği temel bir kuraldır. Fakat “çöp” kelimesinin kapsamı kişiden kişiye değişebilir.

Çöp denildiğinde genellikle plastik şişeler, paketler veya ambalaj atıkları aklımıza gelir. Hâlbuki muz ve portakal kabuğu, çekirdek, ekmek parçası ve benzeri organik atıklar da doğaya bırakılmamalıdır.

İlk bakışta bu düşünce sana gereksiz gelebilir. Sonuçta meyve kabuğunun doğal olduğunu ve kısa sürede kaybolacağını düşünebilirsin. Ancak bu atıkların parçalanma süresi bölgenin iklimine göre tahmin edilenden çok daha uzun olabilir. Ayrıca yabani hayvanları insan yiyeceklerine alıştırabilir ve yürüyüş rotalarının çevresindeki hayvan davranışlarını değiştirebilir.

Belki biraz uç bir örnek olacak ama martıların simide alışmasını düşünebilirsin. İnsanlardan yiyecek almaya alışan hayvanların doğal beslenme davranışları zamanla değişebilir.

Bunun önüne geçmek için yanına küçük ve sızdırmaz bir çöp poşeti alman yeterlidir. Yürüyüş öncesinde yiyeceklerin üzerindeki gereksiz ambalajları çıkarmak da taşıyacağın çöp miktarını azaltır.

Tuvalet konusu ise bulunduğun bölgeye göre değişebilir. Öncelikle varsa tuvalet tesislerini kullanmalısın. Böyle bir imkân bulunmuyorsa bölgenin kurallarını öğrenmek ve su kaynaklarından, kamp alanlarından ve yürüyüş patikalarından uzak bir nokta seçmek gerekir.

Özellikle ıslak mendil ve hijyen ürünlerini toprağa gömmek yerine mutlaka yanında geri taşımalısın.

4. Doğada Bulduğunu Olduğu Yerde Bırak

Yürüyüş sırasında ilginç bir taş, çiçek, kozalak veya tarihî bir parça görmek oldukça normaldir. Bunları hatıra olarak yanımıza almak da masum bir davranış gibi gelebilir. Eminim burada herhangi bir art niyet de yoktur.

Fakat doğadaki her parçanın bulunduğu yerde bir işlevi olabilir. Biz bunun farkında olmayabilir veya dışarıdan baktığımızda göremeyebiliriz. Örneğin hoşuna giden bir taş küçük canlılara yuva olabilir. Kuru dallar toprağın beslenmesine katkı sağlayabilir veya çiçekler bölgedeki böcekler için besin kaynağı oluşturabilir.

Tarihî veya kültürel parçaların yerinden alınması ise bölgenin değerine doğrudan zarar verir. En iyi hatıra çoğu zaman fotoğraftır. Bir şeyi yanında götürmek yerine fotoğrafını çekerek bulunduğu yerde bırakabilirsin.

Ağaçlara isim kazımak, taşları üst üste dizmek veya doğaya kalıcı işaretler bırakmak da yapılmaması gereken davranışlardır. Bizden sonra gelen kişinin de bölgeyi mümkün olduğunca doğal hâliyle görmeye hakkı olduğunu unutmamamız gerekir.

5. Kamp Ateşinin Etkisini Azalt

Kamp ateşi, outdoor kültürünün en keyifli ve romantik taraflarından biridir. Ancak yanlış yerde yakılan küçük bir ateş bile bitki örtüsüne ciddi zarar verebilir.

Ateş göze hoş görünse de doğada kalıcı veya uzun süre kendini yenileyemeyecek hasarlara neden olabilecek bir güce sahiptir. Özellikle kurak dönemlerde büyük yangınlara yol açabilir. Bu nedenle ateş yakmadan önce bulunduğun bölgede ateşin yasak olup olmadığını mutlaka kontrol etmelisin.

Hava sıcaksa, zemin kuruysa veya rüzgâr kuvvetliyse ateş yakmak hiçbir şekilde iyi bir fikir değildir. Mümkün olduğunda yemek hazırlamak için kamp ocağı kullanmak doğa üzerindeki etkiyi azaltır. Üstelik çoğu zaman ateş yakmaktan daha pratiktir.

Ateş yakılmasına izin verilen bir alandaysan daha önce kullanılmış ateş noktalarını tercih etmelisin. Ateşi küçük tutmalı ve bölgeden ayrılmadan önce tamamen söndüğünden emin olmalısın.

“Nasıl olsa söndü” diyerek közleri bırakmak ciddi bir risktir. Ateş alanı elinle kontrol edebileceğin kadar soğumadan oradan ayrılmamak en güvenli yaklaşımdır.

6. Yaban Hayatına Saygı Göster

Doğada bir hayvan görmek yürüyüşün en güzel anlarından biri olabilir. Fakat bu anı yaşarken hayvana yaklaşmak, peşinden gitmek veya onu beslemek doğru değildir. Hem doğal yaşama müdahale etmemek hem de kendi güvenliğini korumak için bu tür davranışlardan kaçınmalısın.

Yabani hayvanlar insan yiyeceklerine alıştığında doğal beslenme davranışlarını kaybedebilir. Masum bir düşünceyle verdiğin yiyecekler onlar için iyilikten çok kötülüğe dönüşebilir. İnsanlara yaklaşmaya başlayan hayvanlar hem kendilerini hem de yürüyüşçüleri tehlikeye sokabilir.

Hayvanları uzaktan gözlemlemek, fotoğraf çekmek için gereğinden fazla yaklaşmamak ve özellikle yavruların bulunduğu alanlardan uzak durmak gerekir. Bir yavrunun tek başına görünmesi onun terk edildiği anlamına gelmeyebilir. Annesi yakınlarda olabilir ve yavrusunu korumak için seni bir tehdit olarak görebilir.

Yanında köpek varsa bölgenin kurallarını kontrol etmeli ve gerekiyorsa tasma kullanmalısın. Köpeğinin sakin olması, yabani hayvanları rahatsız etmeyeceği anlamına gelmez.

7. Diğer Ziyaretçilere ve Bölge Halkına Saygılı Ol

Doğada bulunmanın en güzel taraflarından biri kesinlikle sessizliktir. Ancak herkes doğada aynı amaçla bulunmaz. Bazı kişiler spor yapmak, bazıları fotoğraf çekmek, bazıları ise yalnızca sakin bir gün geçirmek ister.

Patikada yüksek sesle müzik dinlemek, dar geçişleri uzun süre kapatmak veya büyük bir grubun içinde çevredeki herkesi rahatsız edecek şekilde konuşmak diğer insanların deneyimini olumsuz etkileyebilir. Karşıdan gelen yürüyüşçülere geçiş alanı bırakmak, mola verirken patikanın ortasında durmamak ve arkadaşlarınla yan yana yürüyerek yolun tamamını kapatmamak gerekir.

Bisikletli veya atlı kullanıcıların bulunduğu rotalarda da geçiş kurallarına dikkat etmelisin. Ülkemizde atlı kullanıcılarla karşılaşmak çok yaygın olmayabilir ama yine de ihtimaller arasında bulunuyor. Ayrıca yürüdüğün alanın yalnızca bir turizm bölgesi olmadığını unutmamalısın.

Köylerden, tarım alanlarından veya özel mülklerin yakınından geçerken yerel halka ve mülkiyet sınırlarına saygı göstermek Leave No Trace yaklaşımının önemli bir parçasıdır.

Doğada Sık Yapılan Ama Masum Görünen Hatalar

Bazı davranışlar ilk bakışta zararsız görünse de doğada kalıcı etkiler yaratabilir.

Meyve Kabuklarını Doğaya Bırakmak

Meyve kabukları organik olsa da hemen yok olmaz. Ayrıca hayvanları insan yiyeceklerine yönlendirebilir.

Patikanın Köşelerinden Kestirme Yapmak

Birkaç metre kazanmak için oluşturulan kestirmeler zamanla yeni patikalara dönüşür ve bitki örtüsünün zarar görmesine neden olur.

Taşları Üst Üste Dizmek

Taşları üst üste dizmek estetik görünebilir. Fakat doğal görünümü değiştirir ve bazı küçük canlıların yaşam alanlarını bozabilir.

Yaban Hayvanlarını Beslemek

Bir hayvanı beslemek ona yardım etmek gibi gelebilir. Ancak bu davranış hayvanların doğal beslenme düzenini ve insanlara karşı tutumunu değiştirebilir.

Islak Mendili Toprağa Gömmek

Birçok ıslak mendil plastik lif içerir ve doğada kısa sürede çözünmez. Bu nedenle diğer çöpler gibi geri taşınmalıdır.

Hoparlörle Yüksek Sesli Müzik Açmak

Yüksek sesli müzik hem diğer yürüyüşçüleri hem de bölgedeki hayvanları rahatsız edebilir.

Her Uygun Görünen Yerde Ateş Yakmak

Ateş yakılmasına izin verilmiş olması, her zeminin ateş yakmaya uygun olduğu anlamına gelmez. Yanlış yerde yakılan ateş kalıcı iz ve yangın riski oluşturabilir.

Leave No Trace Sadece Kampçılar İçin mi?

Hayır. Leave No Trace ilkeleri yalnızca kamp yapanlar için değildir. Günübirlik yürüyüşe çıkanları da ilgilendirir.

Hatta günübirlik rotalar daha fazla kişi tarafından kullanıldığı için küçük davranışların toplam etkisi bazı bölgelerde çok daha yüksek olabilir. İki saatlik bir yürüyüş sırasında bile patikadan çıkabilir, çöp bırakabilir, hayvanları rahatsız edebilir veya diğer ziyaretçilerin deneyimini olumsuz etkileyebilirsin. Bu nedenle sorumlu davranmak için çadır kuruyor olmana gerek yoktur. Leave No Trace yaklaşımı, doğaya adım attığın anda başlar.

Sorumlu Trekking İçin Çantanda Neler Bulunmalı?

Sorumlu bir yürüyüş için yanında bulundurabileceğin bazı temel malzemeler şunlardır:

Sorumlu trekking için hazırlıklı yürüyüşçü
  • Kendi çöplerini ve yolda gördüğün küçük atıkları taşıyabileceğin sağlam bir poşet
  • Tek kullanımlık şişe yerine yeniden doldurulabilir su şişesi
  • Rotaya uygun çevrimdışı harita veya navigasyon uygulaması
  • Hava değişimine karşı uygun katmanlı kıyafetler
  • Küçük bir ilk yardım seti
  • Telefon için su geçirmez kılıf veya koruyucu çanta
  • Tuvalet ihtiyacı için bölgenin kurallarına uygun temel malzemeler
  • Geceye kalma ihtimaline karşı kafa lambası

Bu malzemelerin amacı çantayı gereksiz şekilde ağırlaştırmak değildir. Asıl amaç yürüyüş sırasında hazırlıksız kalıp plansız kararlar verme ihtimalini azaltmaktır.

Küçük Adımlar Gerçekten Fark Yaratır mı?

Yukarıda saydığımız davranışlar sana küçük gelebilir. “Bir kerelikten bir şey olmaz” düşüncesine kapılabilirsin. Evet, tek başına veya yalnızca bir kez yaptığın bir şey senin gözünde büyük bir sorun gibi görünmeyebilir.

Fakat aynı davranış doğayı ziyaret eden herkes tarafından tekrarlandığında ortaya çıkan toplam etki büyür. Buradaki hedefimiz zaten herkesin daha sorumlu hareket etmesi ve olumlu etkinin hep birlikte artırılmasıdır. Leave No Trace yaklaşımını katı bir kurallar listesi gibi değil, doğada karar verirken kullanabileceğin basit bir düşünme biçimi olarak görmek daha doğru olur.

Kendine şu soruyu sorabilirsin:

“Bu davranışı herkes yapsaydı burada nasıl bir değişiklik olurdu?”

Bu soruya vereceğin cevap çoğu zaman doğru davranışı da gösterecektir.

Son Söz

Doğaya çıkarken asıl amacımız onunla biraz daha yakınlaşmaktır. Fakat bunu yaparken bulunduğumuz alanı değiştirmemek ve bizden sonra gelecek kişilere de aynı deneyimi bırakmak gerekiyor. Her yürüyüşümüzde kusursuz davranmak mümkün olmayabilir. Bazen yolumuzu şaşırabilir, yanlış bir noktada mola verebilir veya yanımıza almamız gereken bir şeyi unutabiliriz.

Önemli olan bu hataları normalleştirmek yerine bir sonraki yürüyüşte daha hazırlıklı olmaktır. Doğa bize ait bir alan değildir. Kısa süreliğine misafir olduğumuz ortak bir yaşam alanıdır.

Çantamızı toplarken geride yalnızca ayak izlerimizi bırakmak bile iyi bir başlangıçtır. Peki sen yürüyüş rotalarında en sık hangi yanlış davranışla karşılaşıyorsun?

İz bırakmama ilkeleri kalabalık organizasyonlarda daha da önemli hale geliyor. Katılmayı düşündüğünüz etkinlikleri trail yarışları takviminde bulabilirsiniz.

Advenway yazar avatari
Yazar

Advenway’i tek başıma hazırlıyor ve yönetiyorum. Burada yazdığım sporların önemli bir bölümünü kendim yapıyorum; bazılarını ise hâlâ uzaktan seviyor, araştırıyor ve bir gün denemeyi planlıyorum. Deneyimlemediğim bir konuyu yaşamışım gibi anlatmıyor, kişisel tecrübeyle araştırmaya dayalı bilgiyi mümkün olduğunca birbirinden ayırıyorum.

Antrenör, doktor veya sağlık profesyoneli değilim. Yani burada kimseye üç tekrar daha yaptırıp ardından buz tedavisi yazmıyorum. Antrenman, sakatlık, beslenme ve sağlıkla ilgili içeriklerde güvenilir kaynaklardan yararlanıyor; kişiden kişiye değişebilecek konularda kesin hükümler vermemeye dikkat ediyorum.

Advenway’in amacı profesyonel danışmanlığın yerini almak değil; spor ve outdoor dünyasını merak edenlere dürüst, anlaşılır ve mümkün olduğunca işe yarayan bir başlangıç noktası sunmak.

Write A Comment